Ferheng Kurdi
KurdîTürkçe

avêtin (l/gh)

  1. atmak * kevir avête avê suya taş attı
  2. atmak (bir şeyi yere doğru bırakmak)
  3. atmak (bir kimseyi uzaklaştırmak, göndermek, ilgisini kesmek)* camêr avêtin cihekî dûr adamı uzak bir yere attılar
  4. atmak (koymak)* te xwê avête xwarinê? yemeğe tuz attın mı?* îmzayê naavêje ser kaxiz kâğıda imza atmıyor
  5. atmak (uzatmak) * ji mînîbûsê xelat avêtin ba me minibüsten bize halat attılar
  6. atmak (bir yerden başka bir yere taşımak) * hemin erebe heye em eşya biavêjin malê hazır araba varken eşyayı eve atalım
  7. atmak (sile, tokat vurmak) * min sîleyek avêtê ona bir tokat attım
  8. atmak (top, tüfek, silah patlatmak) * sê guleyan biavêje üç kurşun at
  9. atmak (kurşun, güle gibi şeyleri hedefe iletmek) * sê gule avêtinê, lê nehingaft ona üç kurşun attı, vuramadı
  10. atmak (örtmek)* şarek avête navmilê xwe sırtına bir şal attı
  11. atmak (sözle sataşmak)
  12. atmak (kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak) * dixwazin têjikên pisîkê biavêjin baxçe kedinin yavrularını bahçeye atmak istiyorlar
  13. atmak (istenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak) * divê mirov van eşyayê zêde ji vir biavêje bu fazla eşyaları burdan atmalı
  14. atmak (kullanılması bir gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek)* fîno avêt şewqe da serê xwe fesi atıp şapkayı taktı
  15. atmak (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurmak)
  16. atmak (sıkıntı dolayısıyla giydiği bir şeyi çıkarmak) * ku hewa pir germ bû saqoyê xwe avêt hava çok sıcak olunca ceketini attı
  17. atmak (yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak) * me ji deqê hin beş avêtine metinden bazı bölümleri atmışız
  18. atmak (göndermek, yollamak) * ji min re nameyekê biavêje postayê bana postaya bir mektup at
  19. atmak (işten çıkarmak)
  20. atıp tutmak (abartılı konuşmak)
  21. düşürmek (taş, solucan vb. vücuttan dışarı atmak)
  22. (-e uğratmak)* te ew avête talûkeyê onu sen tehlikeye düşürdün
  23. atmak, kusmak (kusup dışarı atmak)
  24. kesmek * karên xezalan diavêje erdê ceylan yavrularını habire kesiyordu
  25. atmak, ihraç etmek, atmak * ji partiyê avêtin partiden ihraç ettiler
  26. çekmek, gelmek (ağırlığı olmak)* her goşiyek kîloyek diavêt her salkım bir kilo geliyordu * êzingên ter giran diavêjin yaş odun ağır çekiyor
  27. ekmek * îsal genim neavêtine bu yıl buğday ekmemişler
  28. dökmek (bir şeyi yok etmek için atmak) * masiyên ku nehatin firotin gişk avêtin deryayê satılmayan balıkları hep denize döktüler
  29. dışa vurmak
  30. çekmek (şişe, sülük, vantuz için; tedavi amacıyla uygulamak) * hicam avêtin wî ona vantuz çektiler
  31. değiştirmek* min kincên ser xwe avêtin üstümü değiştim
  32. reddetmek* min tu ji ewladiya xwe avêt seni evlatlıktan reddettim
  33. sıçramak, yayılmak (bir yerden başka bir yere geçmek)* agir avête xaniyê din jî ateş diğer eve de sıçradı
  34. serpmek* min îsot avête xwarinê yemeğe biber serptim
  35. vurmak * êş diavêje serê min ağrı başıma vuruyor
  36. yatırmak (parayı işletmek amacıyla bir yere vermek)
  37. zonklamak* çîpê min diavêje bacağım zonkluyor(...)