KurdîTürkçe
avêtin (l/gh)
- atmak * kevir avête avê suya taş attı
- atmak (bir şeyi yere doğru bırakmak)
- atmak (bir kimseyi uzaklaştırmak, göndermek, ilgisini kesmek)* camêr avêtin cihekî dûr adamı uzak bir yere attılar
- atmak (koymak)* te xwê avête xwarinê? yemeğe tuz attın mı?* îmzayê naavêje ser kaxiz kâğıda imza atmıyor
- atmak (uzatmak) * ji mînîbûsê xelat avêtin ba me minibüsten bize halat attılar
- atmak (bir yerden başka bir yere taşımak) * hemin erebe heye em eşya biavêjin malê hazır araba varken eşyayı eve atalım
- atmak (sile, tokat vurmak) * min sîleyek avêtê ona bir tokat attım
- atmak (top, tüfek, silah patlatmak) * sê guleyan biavêje üç kurşun at
- atmak (kurşun, güle gibi şeyleri hedefe iletmek) * sê gule avêtinê, lê nehingaft ona üç kurşun attı, vuramadı
- atmak (örtmek)* şarek avête navmilê xwe sırtına bir şal attı
- atmak (sözle sataşmak)
- atmak (kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak) * dixwazin têjikên pisîkê biavêjin baxçe kedinin yavrularını bahçeye atmak istiyorlar
- atmak (istenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak) * divê mirov van eşyayê zêde ji vir biavêje bu fazla eşyaları burdan atmalı
- atmak (kullanılması bir gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek)* fîno avêt şewqe da serê xwe fesi atıp şapkayı taktı
- atmak (kalp, nabız, kan dolaşımı ile ilgili organlar vurmak)
- atmak (sıkıntı dolayısıyla giydiği bir şeyi çıkarmak) * ku hewa pir germ bû saqoyê xwe avêt hava çok sıcak olunca ceketini attı
- atmak (yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak) * me ji deqê hin beş avêtine metinden bazı bölümleri atmışız
- atmak (göndermek, yollamak) * ji min re nameyekê biavêje postayê bana postaya bir mektup at
- atmak (işten çıkarmak)
- atıp tutmak (abartılı konuşmak)
- düşürmek (taş, solucan vb. vücuttan dışarı atmak)
- (-e uğratmak)* te ew avête talûkeyê onu sen tehlikeye düşürdün
- atmak, kusmak (kusup dışarı atmak)
- kesmek * karên xezalan diavêje erdê ceylan yavrularını habire kesiyordu
- atmak, ihraç etmek, atmak * ji partiyê avêtin partiden ihraç ettiler
- çekmek, gelmek (ağırlığı olmak)* her goşiyek kîloyek diavêt her salkım bir kilo geliyordu * êzingên ter giran diavêjin yaş odun ağır çekiyor
- ekmek * îsal genim neavêtine bu yıl buğday ekmemişler
- dökmek (bir şeyi yok etmek için atmak) * masiyên ku nehatin firotin gişk avêtin deryayê satılmayan balıkları hep denize döktüler
- dışa vurmak
- çekmek (şişe, sülük, vantuz için; tedavi amacıyla uygulamak) * hicam avêtin wî ona vantuz çektiler
- değiştirmek* min kincên ser xwe avêtin üstümü değiştim
- reddetmek* min tu ji ewladiya xwe avêt seni evlatlıktan reddettim
- sıçramak, yayılmak (bir yerden başka bir yere geçmek)* agir avête xaniyê din jî ateş diğer eve de sıçradı
- serpmek* min îsot avête xwarinê yemeğe biber serptim
- vurmak * êş diavêje serê min ağrı başıma vuruyor
- yatırmak (parayı işletmek amacıyla bir yere vermek)
- zonklamak* çîpê min diavêje bacağım zonkluyor(...)
