Ferheng Kurdi
KurdîTürkçe

daketin (l/ngh)

  1. inmek (yukarıdan aşağıya doğru gelmek)
  2. inmek (bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak)
  3. inmek (bir yerden başka bir yere gitmek, varmak) * di çaxanê xortaniyê de em dadiketin ber devê deryayê gençlik dönemimizde denize inerdik
  4. inmek (alçalıp eski durumuna gelmek) * av daketiye sular inmiş
  5. inmek, düşmek (değeri düşmek)* fiyeta zêran daket altın fiyatları indi
  6. inmek, eksilmek (sayısı azalmak) * di rojên dawî de hejmara me daketibû deh kesan son günlerde sayımız on kişiye inmişti
  7. inmek * werma birînê daket yaranın şişi indi
  8. düşmek (yağmak)* berf li çiyayan daketiye dağlara kar düşmüş
  9. düşmek (hızı, gücü, değeri azalmak)* qîmeta pere daket paranın değeri düştü
  10. kaymak *stêr ji esmên daket gökte yıldız kaydı
  11. ağmak, aşağıya inmek
  12. alçalmak (yüksekten aşağıya doğru inmek) * çivîk geh bilind dibû û geh jî dadiket kuş bir yükselip bir alçalıyordu
  13. çöğmek, alçalmak
  14. çöğünmek (bir yanı çökerken öbür yanı kalkmak)
  15. çökmek (dibe oturmak) * telpa qehweyê daketiye binê fincanê kahvenin tortusu fincanın dibine çökmüş
  16. gerilemek, inmek (daha aşağı bir dereceye düşmek) * fiyet daketin fiyatlar geriledi
  17. çiftleşmek (genellikle hayvanlar için) * nêrî daket bizinê teke keçiyle çiftleşti
  18. doğmak, olmak, türemek